Fal ve Büyü Tarihi! Nostradamus ve Baba Saga’nın Kehanetleri

Geleceği okuma geleneği belki de insanlık tarihi kadar eskidir ama biz kanıtlara 4000 sene kadar gidebiliyoruz. Falcılığa, Ortadoğunun kadim medeniyetleri olan Keldani ve Babillerde rastladığımız gibi izini antik Mısır ve Çin’de de sürüyoruz. Tabii falcılık bugünkü gibi keyfi bir şey değil eski toplumlarda dini ritüellerin ve tıbbın da parçası. Fal okumanın sayısız çeşidi olmuştur. Bizde kahve falı varsa uzak doğu’da çay yaprakları okunur, kimine göre astroloji bir çeşit faldır, kimi el okur kimi kafa tasının şeklinde yola çıkarak geleceği tasvir eder. Ermenistan’da Gegharot’taki 3000 yıllık bir sit alanında çok sayıda bulunan üzerleri çizili hayvan kemikleri ve tütsülerden yola çıkarak kemiklerin zar gibi atılıp fal için kullanıldığı düşünülüyor. Hindistan, Mısır, Türkiye ve Romanya gibi ülkelerdeki Romanların fal ile ilişkisi de özeldir. Sadece drabardi denilen Roman kadınları fal bakar; Romanlar fal için birbirlerinden para almazlar. Bir inanışa göre göçebe olan Romanlar Bizans imparatorluğuna yerleştikten sonra fal bakmayı öğrendiler ve fal sanatını burada tüm dünyaya yaydılar.

Antik Yunanlılara göre insanların geleceğini şekillendiren 3 kızkardeş ya da kader tanrıçası vardı. Kardeşlerden en küçüğü (Clotho) bizim geleceğimizi örerken ortancası Lachesis ipi ölçerdi, üçüncü ve en büyük kardeş Atropos ise zamanı gelince ipi keserdi. Bu üç tanrıçaya hem Homeros’ta hem Hesiod hem de Eflatun’da rastlarız. Sadece insanlığın değil tanrıların kaderi de onların elindedir. Antik Yunanda pek çok kutsal yer falcılık için kullanılırdı. Delphi’deki Apollo tapınağı gibi kutsal mekanlara insanlar akın edip geleceklerini öğrenirlerdi. Apollo’nun ruhu Pythia adlı rahibenin içine girer onun vasıtasıyla konuşup gelecekte olacakları anlatırdı. Kimi rahibe kuyunun aksını dinler, kimi hayvanların bağırsaklarını okurdu. Bu cevaplar genellikle bir bilmece formunda gelirdi. Tıpkı yüzyıllar sonra Nostradamus veya Baba Saga’nın şiirsel gelecek tasvirleri gibi ipuçlarını okuyup geleceğinizi çözmeniz gerekirdi. M.Ö. 5 yy’da yazan tarihçi Herodot savaşçı Perslerin yaklaştığı için endişelenen Atina’lıların Delphi’ye elçi gönderdiğini anlatır. İlk kahinin yorumu felakettir. “Sonunuz geliyor” der. Elçiler böyle kötü bir mesajla eve dönmek istemedikleri için başka bir rahibenin okumasını talep ederler. İkinci kahinin mesajına anlam veremezler; ahşap bir duvar ve bunun gibi birbirinden kopuk, rüyamsı şeylerden bahseder. Bunun üzerine elçiler ikinci kahini yanlarına alıp Atina’ya dönerler. Themistoclas adlı askeri liderleri “ahşap duvar” imgesinin Atinalıların deniz savaşından muzaffer çıkacağı anlamına geldiğini düşünür. Nitekim öyle olur, Yunanlılar Persleri Salamis’te alt ederler. Herodot’un bu anekdotundan şunu çıkarıyoruz: Antik Yunanlılar bir tane alın yazısına inanmıyorlar, birkaç tane alternatif gelecek oluğunu, aldığımız kararlarla seçeceğimiz yolu ve o yolun sonunu biz belirliyoruz fikrini ortaya seriyor.

Roma’da fal vasıtasıyla tanrıların düşünceleri okunur, ne yapacakları ya da yapmak istediklerini görürdü kahinler ve falcılar. Bir efsaneye göre Sezar öldürüldükten sonra senatörler Lamblichus adlı bir falcıya başvururlar. Falcı kuşlarına harf seçtirir ve “Teo” harfleri belirir. Bunun üzerine isimleri “teo” ile başlayan herkes öldürülür. Bir sonraki imparator ise falcılara karşı büyük bir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here